Translate

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Ramazan boyunca Zeytinburnu'nda düzenlediğimiz iftarlar Akit Gazetesi'ne haber oldu...

Yeni Akit Gazetesi 30 Ağustos 2011

30 Ağustos 2011 Salı

400 SOSYAL GÜVENLİK DENETMEN YARDIMCISI ALINACAK

     Sosyal Güvenlik Denetmeni olarak yetiştirilmek üzere, Kurumumuz taşra teşkilatına 400 adet Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı alınacaktır.
 
    
     SOSYAL GÜVENLİK DENETMEN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU

     Sosyal Güvenlik Denetmeni olarak yetiştirilmek üzere, Kurumumuz taşra teşkilatına 400 adet Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı alınacaktır.
    
     I - BAŞVURU ŞARTLARI
1. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen şartları haiz olmak.
2. En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakülte, yüksekokul veya bölümlerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanmış yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak.
3. Sınavın yapıldığı gün itibarıyla otuzbeş yaşını doldurmamış olmak. (17.10.1976 ve sonrası doğumlu olmak)
4. Görevini devamlı olarak yapmaya engel bir durumu olmamak.
5. SYM tarafından 10-11 Temmuz 2010 veya 09-10 Temmuz 2011 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarının birinden, KPSSP113 puan türünden 80 ve üzeri puan almış olmak ve kontenjanın 2 katı 800 aday arasına girmek. (son sıradaki adayla eşit puana sahip adaylar sınava çağrılacaktır.)
6. Kurumca açılan giriş sınavlarında iki defadan fazla başarısız olmamak.

     II - BAŞVURU ŞEKLİ, YERİ VE İSTENİLEN BELGELER
     Başvuru, aşağıda sayılan belgelerle birlikte 05/09/2011 tarihinden 20/09/2011 tarihi saat 17:30’a kadar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı Ziya Bey Cad. No:6 Balgat / ANKARA adresine elden veya posta yolu ile yapılacaktır. Postadaki gecikmeler ve süresi içerisinde belirtilen adrese ulaşmayan müracaatlar dikkate alınmayacaktır.

     İstenen Belgeler:
1. http://www.sgk.gov.tr/  adresinden temin edilecek ve adayın kendi el yazısı ile doğru, okunaklı ve eksiksiz olarak doldurulacak İş Talep Formu.
2. Öğrenim veya çıkış belgesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği.
3. KPSS sonuç belgesinin aslı veya bilgisayar çıktısı.
4. 2 adet arkası isim yazılı fotoğraf. (4,5X6 ebadında)
Aslı ibraz edilmek kaydıyla getirilen belgelerin fotokopileri İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından tasdik edilebilecektir. Eksik belge ve bilgileri bulunan başvurular ile şartları taşımadığı halde yapılan başvurular, değerlendirmeye alınmayacaktır.

     III - SINAVIN ŞEKLİ
     Sınav, adayların IV bölümünde belirtilen sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi ve bir konuyu kavrayıp özetleme ifade yeteneği ve muhakeme gücü, liyakati temsil kabiliyeti davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, özgüveni ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı yönlerinden ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle sözlü olarak yapılacaktır.

     IV - SINAVIN KONULARI
     a) Kamu maliyesi:
1) Maliye teorisi (kamu gelir ve giderleri, kamu borçları ve bütçesi).
2) Maliye politikası.
3) Vergi hukuku ve Türk vergi sistemi.
     b) İktisat:
1) İktisat teorisi (mikro iktisat, makro iktisat ve iktisadi analiz).
2) İktisat politikası.
3) Para teorisi ve politikası.
4) Uluslararası iktisat.
5) Türkiye ekonomisi ve güncel ekonomik sorunlar.
     c) Hukuk:
1) Anayasa hukuku.
2) Medeni hukuk (aile hukuku ve miras hukuku hariç).
3) Borçlar hukuku.
4) Ticaret hukuku (ticari işletme hukuku, şirketler hukuku ve kıymetli evrak hukuku).
5) İdare hukuku ve idari yargılama usul hukuku.
6) İş ve sosyal güvenlik hukuku
     ç) Muhasebe:
1) Genel muhasebe.
2) Mali tablolar analizi.

     V - SINAVIN YERİ VE TARİHİ
     Sınav 17-30/10/2011 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak olup, sınava girmeye hak kazanan adayların listesi ve sınav tarihleri 30.09.2011 tarihinde http://www.sgk.gov.tr/ internet adresinde ilan edilecektir.

     VI - DEĞERLENDİRME
     Sınav, Komisyon tarafından değerlendirilecek olup, başarılı sayılmak için Komisyon başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır. Sınav sonucu belirlenen başarı listesi http://www.sgk.gov.tr/ internet adresinde ilan edilecektir.

     VII - DİĞER HUSUSLAR
     Giriş sınavı sonucunda başarılı olan adayların, tebliğ tarihinden itibaren, belirtilen belgeler ile on gün içerisinde yazılı olarak yapacakları başvuru üzerine durumlarına uygun Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcılığı kadrolarına atamaları yapılacaktır.
     Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz, atamaları yapılmış olsa dahi iptal edilir ve haklarında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.
İlanen duyurulur.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:

29 Ağustos 2011 Pazartesi

RAMAZAN AYI BOYUNCA İFTARLAR...

2011 YILINDA GÖNÜL ERLERİ MAİL GRUBU OLARAK
İSTANBUL ZEYTİNBURNU'NDA
HERGÜN 500 KARDEŞİMİZE İFTAR YEMEĞİ
PROGRAMI ORGANİZE ETTİK... 
     İstanbul Zeytinburnu ilçesinde Ramazan ayı boyunca her akşam Afgan'lı, Doğu Türkistan'lı, Irak'lı ve Çeçen Mülteciler (toplam 500 kişi) gelip aile nufusu sayısınca 3 çeşit yemeğini alıp evine götürüyor... İftarını evinde ailesiyle açtı ve sizlere dua ettiler...
    Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Zeytinburnu Temsilciliğinde iftar yemeği dağıtımına her gün saat 17:00 da başlandı ve iftara bir saat kalana kadar devam edildi...
    Bu programımızda masrafları üstlenen aşağıda adları yazılı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz, Rabbimiz hayırlarını kabul buyursun...
    Soyadların sadece başharflerini yazdık, çünkü bazı kardeşler "bir elin verdiğini, diğer elin görmemesi"ni tercih ettiler...
İftarları Üstlenenler
1- Yılmaz B.
2- Prof. Ahmet A.
3- M. Ziya K.
4- Harun Ş.
5-  * Dr. Uğur G.
     * Dr. M. AbdulKadir Ö.
     * Ali Ö.
6- Arif A.
7-  * Mehmet Fatih K.
     * Ali A.
     * İnci K.
8- Mail Grubu Yönetim Kurulu
9-  * AbdurRahman Fadıl K.
     * Emine K.
     * Bilge Kaan D.
10- (Bir arkadaşı adına) Peyami B.
11- Tülay E.
12- Selamet T.
13- (Merhum Arif İbrahim Tornuk adına) Mustafa K.
14- Tekin E.
15- Mustafa D.
16- İsmail Hakkı K.
17- * Mail Grubu Yönetim Kurulu
      * Ergün D.
      * Dr. Naim M.
18- İsmail Hakkı U.
19- (10 arkadaşıyla) Muhammed Cevat B.
20- * Serpil B.
      * Yalçın Ö.
      * Zeynep Beyza B.
21- Osman G.
22- Muharrem A. (Almanya)
23- Aksoy Ailesi
24- * Cengiz Ö. (Hollanda)
      * Aynur Ö. (Hollanda)  
      * Ayşe A. (Hollanda) 
25- Av. A.Kerim A.
26- * Meral A. (Hollanda)
      * Mevlüde C. (Hollanda)
      * Kamil E. (Hollanda)
27- * Mustafa İ. (Hollanda) (1/3)
      * Ümit K. (Hollanda) (2/3)
28- * AbdurRahman Ü. (Hollanda)
      * Mesut Y. (Hollanda)
      * Müjdat T. (Hollanda)
29- (10 arkadaşıyla) Muhammed Cevat B.
       
     Hollanda'dan iftarın 4 gününü üstlenen kardeşler dışında ayrıca Beytullah B. ve Savaş Ö. kardeşlerimizde yardımda bulunmuşlar. Ramazan boyunca iftar yemeğini verdiğimiz 100 aileye bayram hediyesi olarak onlar adına çikolata-şekerleri de dağıtıldı...
    Ramazan boyunca mekanını kullandıran kardeş kuruluşumuz Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği'ne ve bölgedeki mültecilere hizmet eden, iftar programımız için onları organize eden Irak'lı, Çeçenistan'lı ve Afganistan'lı kardeş kuruluşlara ayrıca teşekkür ediyoruz...

11 Ağustos 2011 Perşembe

E y N e b i ! ... (Umre Notları - 09 Ağustos 2011) Nehir Aydın Gökduman

mescidiharam.jpgE y   N e b i !

Nehir Aydın Gökduman

   Umre Notları  -    09 Ağustos 2011 

     Kaç zamandır düşlüyordum!

     Yaşadığın, ayak bastığın toprakların,
havasını soluduğun, rüzgârına derdini savurduğun dağların taşların,
     İçinde insanlığı, insanları aradığın köylerin şehirlerin, hayalini kuruyordum,
     Ey Nebi!
     Çıktım geldim bir temmuz ortası… Şehirlerin vefalısı dediğin Medine’ne. Hicret ocağın, Mü’minlerin ana kucağı kutsal beldeye…
mekke-arafat.jpg     Seni aradı gözlerim her adımda. Sanki çıkıverecekmişsin gibi bir köşe başında.
Hani terk etmiştin Mekke’yi, yanında yol arkadaşın Ebu Bekir, Medine’nin ufkunda belirmiştin bir altın huzmesi gibi. Senin rengine boyanmıştı bir anda şehir; esenliğin kuşatmıştı dağını taşını. "Tale Al Bedru" nidalarıyla kutlamıştı mü’minler gelişini. İşte o şehirdeydim. O kadar yakınındaydım hicretin. Ruhumda asırların yorgunluğu, gözümde yaş, omuzlarımda günahlarımın ağırlığı, mahzun, suçlu ve bedbin…
mescid-i-nebevi.jpg     Okuduklarımı ve yazdıklarımı giyinmiştim elbise niyetine. Yaşanmışlıkların peşinde, bir hafiye gibi izini sürecektim. Toy ve duygusal bir gözlemci ya da içinde dünyaya dair tüketmiş ne varsa. İster iste beni istersen yüz çevir. Kapıdan kovsan bacadan girecektim.
     Akşam karanlığındaydı şehir. Elektrik direkleri, asfalt, tek tük görünen ağaç kümeleri ve beyaza boyanmış binalar akıp gidiyordu penceremde… Zihnimde geçmiş zaman anekdotları...
mescid-i-nebevi2.jpg     Medine’ye bir akşam vakti seferden dönüyordun şimdi. Seni karşılamak için koşup gelen çocukların arasındaydım. Boynumu bükmüş bana uzanacak şefkat elini bekliyordum. Sana uzanan hangi eli boş çevirdin ki! İşte bineğinin terkisindeyim. Şehrin tozlu, sıcak ama bir o kadar da dokunaklı siluetini içime çekiyorum, şehir de bizi… Sonra ufukta kayboluyoruz ikimiz, hepimiz, ümmetimiz.
     Medine, vefanın, hayırlarda yarışan Ensar’ın diyarıydı ya; dostluğun ve kardeşliğin, fedakârlığın ve dünyadan vazgeçişin diğer adı… İlkin benciliğimi törpülemeliydim.
arafat2.jpgYol boyunca evlere baktım. Ya Rasulallah... Evlerin pencerelerine mıhladım bakışlarımı. Metruk duruşlarıyla her biri bir hüzün yumağı. Pencerelerde rengi boyası gitmiş kepenkler. Ne bir kıpırtı ne dünyevi bir ışıltı! Bizim evlerimize benzemiyordu hiçbiri. Sanki öylesine, barınak görevlerini ifa etmek için saçılmışlardı arzın gövdesine. Ve sanki garip bir kimsesizlik çökmüştü çehrelerine. Gidişinizden mi diye sormadan edemedim efendim. Sır dolu hallerine…
     Harcını su ve toprakla yoğurduğun, çatısını hurma dallarıyla ördüğün Peygamber Mescidine az kaldı diyordu zihnimin kıvrımlarını zorlayan bir ses.
hudeybiye-kuyusu.jpg     Mescidine yaklaşırken elinde kerpiç, duvar örerken görüyordum seni.
Ne çok yoruluyordun dinin için. Kerpicini taşımak isteyen Hz Hamza gibi atılıyorum ileri. Bırak diyorum lütfen, biz taşıyalım. Hiç değilse Mescidinde küçücük bir tuğla olalım.
     Gülümsüyordun.
     Zaaflarımızı bildiğine mi yorayım Ya Rasulallah!
    Bunca zaman nasıl kopup gelemediğimize, nasıl koşup varamadığımıza mı anlamlı tebessümün? Hayatın dağdağasından, tutku ve heyulasından sıyrılıp çıkmak kolay olmadı itiraf ediyorum. Bilemezsin bizi bize hapseden ne çok rutinleri var ümmetinin. Gözaydınlığı çocuklarımız, eşlerimiz, işimiz gücümüz, ticaretimiz. Plan ve projelerimiz var dahası dünya ve evrenüstü.
mekke-kabe.jpg     Küresel bir fenomenin parçalarıyız Ya Nebi! Direngeniz, asiyiz, umutvarız ama inadına
 pes etmeye de alışkındır şu resmi kimliklerimiz…
Şimdi Mescid-i Nebevi ışıklı bir gemi.
     Hurma dallarının esintisi çağlar ötesinde mi kalmış? Ördüğün çamurdan duvarların yerini bembeyaz mermerler, sütunlar mı almış. Nakış nakış işlenmiş mi Mescidi’nin eyvanları… Koşup gelmiş mi dünyanın dört bir yanından ümmetinin bağrı yanık evlatları. Mütebessim çehreler, gözlerde umut ve arayış ışıltıları mı Mescidini süsleyen.
hira.jpg     Ya Rasulallah adım adım izini sürüyorum. Mermerler ve sütunlar arasında kayboldu ruhum. Tut ellerimi Suffe’ye gidelim. Ümmetin yoksulu, kimsesiz ama gönülden teslim olmuşları içinde yitip gitsin özbenliğim. Işıltıdan uzak ama huzurlu, soruların bittiği ve kalplerin imanla teskin olduğu kardeşlerimin arasına. Uzaklığımı mazur gör, yabancılığımı vurmadan yüzüme! Bu haşmetli mermer ve sütunlar helezonunda kaybettirelim izimizi. Al götür ümmetini Ya Nebi!
     Bir hurma bahçesinde dizinin dibindeyim. Şu hurma ağaçları üç hurmayla oruç tutan bir Elçinin şahitleri midir? Hurma gölgeliklerinde seni andık Ya Rasulallah… Hani kapına gelen acuze, hiçbir şeyin yoksa bile elinde bir hurma ile dönerdi. Üç hurmayla oruç tutar, açlıktan sırtına yapışan midene taş bağlardın da hurma bahçelerine izinsiz giren çocukları bile güzellikle uyarırdın ya… Biz de senin şükrünü eda edebilseydik her hurma lokmasında.
Şimdi yoksun! Hurma bahçeleri de senden yoksun! Yalnızca senden tatlı bir esinti…
     Uhud bizi sever biz de Uhud’u diyen Nebi!mina-muzdelife.jpg
     İşte Uhud! Çağlar sonrasında bile içimizi kanatan belde… Sessiz sedasız, öylece yerli yerinde, hazin bir kavganın çığlıklarını hapsetmiş sinesine.
     Okçu tepesine çıkıyorum. Buradan sakın ayrılmayın deyişini duyuyorum erlerine. Bir anlık gafletin yola açtıklarını… Rasul öldü nidalarıyla Uhud’a çöken dramı. Kargaşa ve hezimeti sonra… Ebu Süfyan’ın büyük komutanını Halid Bin Velid’i görüyorum elinde kılıcı. Yenilginin acısıyla dönüp gelişini ve verdiğimiz yetmiş şehidi.
     Uhud içimizde onulmaz yara… Ömer’in haykırışını duyuyorum. Süfyan’ın adamlarına… Bizim şehitlerimiz cennete gitti! Sizinkiler cehenneme! (İçimde binlerce amin!)
     Halid Müslüman oldu ellerinde Ya Nebi!
     Ya biz? Kabul olur mu Halid’çe telafilerimiz?
mekke-oteller.jpg     Kolay değil vefanın adresinden ayrılmak! Şehirlerin anası dediğin Mekke’ye sefer vaktidir. Mekke’yi o kadar severdin ya Ey Allah’ın Elçisi… Bizimlesin! İşte orada! İhramını giymiş, ashabına seslenirken, “Allah’ın evini ziyaret etmeye gidiyoruz. Hazırlanın” derken görüyorum seni. Ashabın sevinç nidalarını duyumsuyorum. Mekke şarkıları söyleniyor. Bir istek, coşku ve sevinç heyulası semaya yükseliyor.
     Aranızdayım Ya Nebi! Klimalı otobüslerle değil, yalın yapıldak, yollara düşmek istiyorum müsaade buyur. Altı saatte değil, on altı günde sarp kayalıklar, susuz çöller aşarak, susuzluktan kurumuş dudaklarımla, nasır tutmuş ayaklarımla ve günahlarımı eriterek…
    Şimdi karşıdaki dağlar dilsiz birer şahit.mekke-kabe-saat-kulesi.jpg
Hudeybiye hâlâ içimizde münazara. Acılı sorular sualler silsilesi… Şu toprak dili olsa da konuşsa. Hani elini uzatsan tutacağın, adımını atsan varacağın uzaklıktaydı Kâbe-i Muazzama. Ve içimizi acıtan ahit! Onca itiraza rağmen bir adım bile ileri gitmeyişin, ihramdan çıkıp kurbanını kesişin canlanıyor gözümde.
     Ah şimdi çöl kadar ıssız bir gece Hudeybiye! Havsalamdaki gizemiyle yerini korur durur. Rıdvan’daki birleşen ellere uzatıyorum ellerimi Ya kutlu Elçi… Lütfen kabul buyur…
     Uzayıp gidiyor yol…
     Kendinden emin çağıldıyor zaman.
     Gözlerimi kapamışım. Yürümekte zorlanan bir çocuk acemiliğindeyim. “Sakın yanına gelene kadar başınızı kaldırmayın.” diyen o sese teslimiyetle, sabırsız ama mütedeyyin…
taze-hurma.jpg
     Mescid-i Haram!
     Çağlar üstü mekân! İnsanlığın özünde, merkezinde, benliğinde! Günde beş kez yüzümü döndüğüm Kâbe-i Muazzama. Kayboluyorum; Hz. İbrahim, İsmail, Hacer ve diğerlerine gönderilen binlerce, milyonlarca selamlama içinde. Hızla uzaklaşıyorum yer çekiminden, her şeyimden. Neredesin?
     İşte orda! Bineğinin üstünde başını önüne eğmiş, bütün münzeviliğinle Kâbe’ye giriyorsun. Kimsenin kılına bile zarar gelmeyecek diyen senin vakur sesin. Ve kılıcınla putları deviriyorsun bir bir…
     Bir zamanlar gölgesinde dinlendiğin Allah’ın evi, bütün şefkatiyle bağrına basıyor seni, ashabını ve bütün mü’minleri… Lebbeyk nidaları…
     Ve asude sir sevgilidir şimdi tavaf. Binlerce kalbin aktığı trafiksiz bir köprü…
     Oradasın! Ataların İbrahim ve İsmail’in ocağında. Etle tırnağın ayrılamaz boylamında. Hacer-ul Esved’in üzerinde mübarek elin. “Bismillahi Allahu ekber!” nidalarıyla ümmetine yön veren yine senin muttaki sesin… Ve secdedeyiz... Zamanı durduran an! Kâbe’de ilk namaz. Kabul eyle Ya Rahman!
     Safa ve Merve’de Hacer’le yürüyoruz şimdi, dağı taşı selamlayarak… İsmail’i düşünerek. Küçücük bir bebeğin acizliğini kuşanmışız. Ve su diye inlerken, İbrahim’in emanetlerine sunulan şefkatin yücesi, ödüllerin en güzeli Zemzem’le serinliyoruz… Say, insanlığın sabırla imtihanı. Kıyamet provası…
     Sonra izler… Her adım başı içimizi burkan!
     Evini görüyorum Ya Rasulallah… Mekke’nin ortasında beyaz, arı-duru ve suskun. O şimdi naif bir kütüphane! Gökdelenler arasında sıkışıp kalan Mescid-i Haram kadar itaatkâr ve mahzun! İçimde dualar çağıldıyor engel olamadığım. Dünyeviliğin gözü kör olsun diyen münadiler çoğalıyor yanımda yöremde.

Dahası, Ebu Kubeys Camii’ni de yıkıp saray yapmışlar; Kâbe’ye tepeden bakan ve adeta haykıran “Yaşasın Kral!”
     Ebu Bekir’in Beytül Mal’e bağışladığı arsanın üzerinde kuleler, gökdelenler…arafat-suslu-develer.jpg Mabedimiz de bile gözü dönmüş dünyaperestlerin kanlı elleri…
Geçmişimizden her gün üç beş sayfa koparmış, emperyal sulta!
Biz mi? Biz buradayız Ya Rasulallah! Dilimizde özgürlük, içimizde savaş, zulüm ise kol geziyor her yerde ve her boyutta.
“Allah’ın ipine tutunun!” diyen seslenişini duyuyorum! İşte Hira’dan iniyorsun! Ayet ayet yeryüzüne dağılalım istiyorsun. Sure sure akalım kıtalara, metropollere!
     Umutsuzluk, kefenidir mü’minin. Rabbe kul olabildiğince özgürüz; bilmez miyim! Şu mavi gök, şu gri bulut, bu Kutsal Belde bizim! Ali İmran 103 de!
İşte Mabedinde tek kalp olmuş duada ümmetin.
     Akıyoruz çağın debdebesine katre katre, dua dua, sencileyin…
     Rabbimiz bize güç ver. Ve şu insan denizini davamıza bereketli kıl! (Amin)

Bu Siteyi Kaç Kişi Ziyaret Etti?

Gönül Erleri Blogu'na Üye Olabilirsiniz...