Translate

29 Haziran 2013 Cumartesi

Taksim’in “çiçek” çocuklarına / Alişan HAYIRLI

Taksim’in “çiçek” çocuklarına
Alişan HAYIRLI

     Gezi Parkı olaylarında iki ağaç kesilecek diye, bunun sorumluluğunu Başbakan Tayyib Erdoğan'a yükleyip bağırdınız, çağırdınız. Sonra da 5 kişinin ölümüne ve 150 trilyon liralık zarara yol açtınız.
     İcat edilmiş bütün küfürleri tedavüle sürüp, Taksim’de yarattığınız terör dehşetini taçlandırdınız!
     Peki, 40 bin kişinin hayatını kaybettiği Güneydoğu'daki adı konulmamış kirli savaşı bitiren, muhtemelen daha en az 1000 kişinin de ölümünün önlendiği Çözüm Süreci’ni başlatan Sayın BaşbakanTayyib Erdoğan'a bir teşekkür etmeyecek misiniz?
     İki ağaç için ülkeyi yakıp yıktınız, peki 40 bin kişinin hiç mi değeri yoktu? Bu çözüm süreci başlamasaydı muhtemelen sizin yakınlarınızdan birinin de içinde bulunduğu yüzlerce vatan evladı daha hayatını kaybedecekti.
     Bunun için Başbakana "Allah razı olsun. Ellerinize sağlık." dediniz mi?
     Hem "savaşa hayır" diye pankart açıyorsunuz hem de savaşı bitiren bir lidere küfrediyorsunuz. Üstüne üstlük ülkeyi yeni bir iç savaşın eşiğine getiriyorsunuz.
     CNN, Amerika ve İsrail’in övdüğü kadar da varmışsınız? Yeni nesil dediğin böyle olur. Maşallah!!!
     Çiçek çocuklar!!!
     Taksim meydanına çıkarken aklınızı evde mi unuttunuz?
     Basiret, feraset ve sağduyuyu alışverişten çıkmadığınız AVM'lerde mi kaybettiniz?
     Elinizi vicdanınıza koyun, Başbakanın sert üslubuna takılıp kalmayın, yaptığı icraatlara bakın!
     Onun yaptıracağı köprüden geçecek, onun yaptıracağı havaalanından uçacak, onun santrallerinden istifade edecek ve en önemlisi;
     Onun başlattığı Çözüm Süreci’nin yüzü gözü hürmetine Güneydoğu şehirlerine korkusuzca ve elinizi kolunuzu sallayarak gidecekseniz.
     Annelerinizin, sizin gibi cici çocuklarını askere gönderirken gözleri arkada kalmayacak.
     5-6 ay boyunca 1000’e yakın meçhul annenin yüreğine ateş düşmedi. Bu az bir şey mi, “cici çocuklar?”
     Vefa, sadece İstanbul'da bir semtin adı mı?
     Evet biz sizi anlayalım, anlayalım da, sizler de, iki ağacı bahane ederek yarattığınız bu kaos ortamının bunca hizmetlere imza atan Başbakan Tayyip Erdoğan’da ve ülke insanımızın kahır ekseriyetinde yarattığı travmayı anlayın!
     Hem hizmet edeceksiniz, hem de küfür işiteceksiniz.
     Bunun adı vefasızlık, nankörlük, kadir kıymet bilmezlik değil de nedir?
     Özgürlük başbakana küfretmek, yakıp yıkmaksa, bunu başarıyla yaptınız. Artık “eserinizle” övünebilirsiniz. “Sizi alnınızdan öpüyorum!!!”
     Bu halk, yaptığınız bu “güzel hizmetleri” taktir etmek için sabırsızlanıyor. Hemen bir parti kurun! Bu halkın, ilk seçimlerde “Diktatör” Tayyip Erdoğan’ı devireceğinden ve siz “cici çocukları” iktidara getireceğinden emin olun.
     Kalıçdaroğlu sizi alnınızdan öptü, halk da seçimlerde sizi alnınızdan öpecek merak etmeyin!

18 Haziran 2013 Salı

1500 Vergi Müfettiş Yardımcısı Alım ve Başvuru İlanı

VERGİ DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI
VERGİ MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞI
GİRİŞ SINAVI DUYURUSU

  • I- SINAVA İLİŞKİN BİLGİLER
     - Sınavı Açan Birim : Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı
     - Atama Yapılacak Kadro Unvanı ve Sayısı : Vergi Müfettiş Yardımcısı, 1500 adet.
     - KPSS Puan Türleri ve Taban Puan : KPSSP40, KPSSP54 ve KPSSP57 puan türlerinin herhangi birinden 75 ve üzeri puan alanlar.
     - KPSS Puanının Geçerlilik Yılı : 7-8 Temmuz 2012 tarihli Kamu Personel Seçme Sınavı
     - Yazılı ve Sözlü Sınav Esası : Giriş Sınavı önce test usulde yazılı, sonra da sözlü olarak yapılır. Yazılı sınavda başarılı olamayanlar sözlü sınava giremezler.
  • II- SINAV TARİHİ VE YERİ:
     - Giriş Sınavının yazılı bölümü 13 Temmuz 2013 (Cumartesi günü) tarihinde Ankara ve  İstanbul'da tek oturum halinde yapılacaktır.
     - Giriş Sınavının yazılı bölümüne katılmaya hak kazanan adaylar ile yazılı sınavın yapılacağı adres ve sınav saatleri; e-Devlet portalı (www.turkiye.gov.tr), Maliye Bakanlığı (www.maliye.gov.tr) ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (www.vdk.gov.tr) internet  sayfalarında yazılı sınavdan en az 10 gün önce ilan edilecektir. Adaylar için ayrıca sınava  giriş belgesi düzenlenmeyecektir.
     - Yazılı sınavda başarılı olan adaylar Ankara’da sözlü sınava tabi tutulacak olup, sözlü sınav tarihi, yeri ve saati (www.maliye.gov.tr) ve (www.vdk.gov.tr) internet sayfalarında ayrıca ilan edilecektir.
  • III- SINAVA BAŞVURU ŞARTLARI:
     - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yazılı nitelikleri haiz olmak.
     - Yazılı sınavın yapıldığı tarihte 35 yaşını doldurmamış olmak.
     - En az dört yıllık lisans eğitimi veren Siyasal Bilgiler, Hukuk, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden veya Endüstri Mühendisliği ile İşletme Mühendisliği Bölümlerinden ya da bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi ve yurt
dışındaki öğretim kurumlarından birini bitirmiş olmak.
      - Daha önce Vergi Müfettiş Yardımcılığı Sınavına katılmamış veya en fazla iki kez katılmış olmak.
     - Başvuruyu, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca yayımlanan Giriş Sınavı Duyurusunda belirtilen şartlara uygun olarak süresi içerisinde yapmış olmak.
     - 7-8 Temmuz 2012 tarihli Kamu Personel Seçme Sınavının KPSSP40, KPSSP54 ve KPSSP57 puan türlerinin herhangi birinden 75 ve üzeri puan almak kaydıyla, başvuruda bulunanlardan en yüksek puan sıralamasına göre ilk 7500 aday arasında bulunmak. Eşit puan almış olmaları nedeniyle son sıradaki aday sayısının birden fazla olması halinde, bu adayların tümü sınava çağrılacaktır.
     - Sağlık durumunun Türkiye'nin her yerinde görev ve yolculuk yapmaya elverişli olduğuna dair yazılı beyanda bulunmak.
     - Yapılacak soruşturma sonucunda Vergi Müfettişliği mesleğinin gerektirdiği nitelikleri haiz bulunduğu anlaşılmış olmak.
  • IV- SINAV BAŞVURUSU:
     - Başvurular 10 Haziran 2013 Pazartesi günü başlayıp 21 Haziran 2013 Cuma günü saat 17:30’da sona erecektir.
     - Adaylar Giriş Sınavına Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının internet sayfasındaki Başvuru Formunu doldurmak suretiyle başvuracaklardır. Başvuru Formunun doldurulmasına ilişkin açıklamalar internet sayfasında yer almaktadır.
     - Adayların doldurmuş oldukları Başvuru Formunun bilgisayar çıktısını imzalayarak kendi el yazılarıyla hazırladıkları özgeçmişleriyle birlikte en geç yazılı sınav saatinden önce sınava girecekleri salonun görevlisine teslim etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde başvuruları geçersiz sayılarak sınava alınmayacaklardır.
     - 21 Haziran 2013 Cuma günü mesai saati sonuna kadar (Saat:17:30) Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına ulaşmayan başvurular dikkate alınmayacağından; elektronik ortamda meydana gelebilecek aksaklıklardan dolayı adayların başvurularını son güne bırakmamaları gerekmektedir.
  • V- SINAV KONULARI:
     - Sınav konuları aşağıdaki gibidir:
     - MALİYE: Maliye teorisi ve maliye politikası, Vergi teorisi ve Türk vergi sistemi, Kamu maliyesi
     - İKTİSAT: Mikro ve makro iktisat, İktisadi düşünceler tarihi, Para teorisi ve politikası, Türkiye ekonomisi, Uluslararası iktisat ve iktisadi kuruluşlar
     - HUKUK: Anayasa hukuku, İdare hukukunun genel esasları ve idari yargı, Ceza hukuku ve ceza muhakemeleri usulünün genel esasları, Medeni hukuk (Aile hukuku ve miras hukuku hariç), Borçlar hukuku, Ticaret hukuku (Deniz ticareti ve sigorta hukuku hariç)
     - MUHASEBE: Genel muhasebe, Şirketler muhasebesi, Maliyet muhasebesi, Mali tablolar analizi
  • VI- DEĞERLENDİRME:
     - Giriş Sınavı notları, yazılı ve sözlü sınav notlarından meydana gelir. Tam not yazılı sınav ile sözlü sınav için ayrı ayrı olmak üzere 100'dür.
     - Giriş Sınavında başarılı olmak için:
     a) Yazılı sınav konularından yapılan yazılı sınavdan başarılı sayılmak için alınan notun 65'ten aşağı olmaması gerekir.
     b) Yazılı sınav sonucunda başarılı olan adaylardan, en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere, atama yapılacak kadro sayısının iki katına kadar aday sözlü sınava çağrılır. Son sıradaki adayla eşit puan alan adaylar da sözlü sınava çağrılır. Yazılı sınavdan 65 ve üzerinde puan almış olmak, sözlü sınava çağrılmayan adaylar için müktesep hak teşkil etmez.
     c) Sözlü sınavda başarılı olmak için sözlü sınav puanının 65'den az olmaması gerekir.
     - Giriş Sınavı puanı, sözlü sınavda başarılı olan adayların sözlü sınav puanı ile yazılı sınav puanının aritmetik ortalaması alınarak hesaplanır.
     - Adayların başarı derecesi tespit edilirken, Giriş Sınavı puanının eşit olması halinde, yazılı sınav puanı yüksek olan adaya; yazılı sınav puanının da eşit olması halinde KPSS puanı yüksek olan adaya öncelik tanınır.
     - Giriş sınavından 65 ve üzerinde puan almış olmak, atama yapılacak kadro sayısının dışında kalan adaylar için müktesep hak teşkil etmez.
  • VII- SINAV SONUÇLARININ DUYURULMASI VE İTİRAZ:
     - Giriş Sınavında başarılı olan adaylar ile başarı sırasına göre en başarılı %20’nin ad ve soyadları ile aday numaralarının yer aldığı listeler, uygun yerlere asılmak ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının (www.vdk.gov.tr) internet sitesinde yayımlanmak suretiyle ilan edilecektir. Sınavda başarılı olan adaylara sonuç, yazılı olarak bildirilecektir.
     - En başarılı %20’nin tespitinde ondalık kısım üste tamamlanır.
     - Sınav sonuçlarına, duyuruların yapıldığı günü takip eden tarihten itibaren 7 gün içerisinde, gerekçeleri belirtilmek kaydıyla ve yazılı olarak, itiraz edilebilir. İtirazlar Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına yapılır. Sınav Kurulu tarafından incelenir ve on iş günü içerisinde karara bağlanıp, sonuç ilgiliye yazılı olarak bildirilir.
  • VIII- DİĞER HUSUSLAR:
     - Adaylar, sınavda kimlik tespitinde kullanılmak üzere nüfus cüzdanı veya T.C. kimlik numarası olan fotoğraflı ve onaylı özel bir kimlik belgesini yanlarında bulunduracaktır.     - Sözlü sınav öncesi adaylardan, bir örneği onaylanarak alınmak üzere diploma veya mezuniyet belgesinin aslı ve gerekmesi halinde denklik belgesi ile başvuru formunda yer alan beyanların doğrulanmasına ilişkin belgeler istenir.
     - Vergi Müfettişliği Mesleği ve Giriş Sınavı ile başvurularla ilgili ayrıntılı bilgiler (www.vdk.gov.tr) adresinden temin edilebilir.
     - Adaylar, sınav notlarını (www.vdk.gov.tr) adresinden öğrenebileceklerdir.
     - Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.
     - Başvuru Formunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler, Giriş Sınavında başarılı olsalar bile, sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz. Atamaları yapılmış olsa dahi bu atamalar iptal edilir ve bunlar hiçbir hak talep edemezler.
     İlan olunur.
Yukarıdaki mavi renkli başlıkta herhangibir yere tıklayıp
açılan sayfadan başvurunuzu yapabilirsiniz...

2 Haziran 2013 Pazar

FITIR SADAKASI (2)

İSLAM İLMİHALİ
Sekizinci Bölüm
ZEKÂT
Dokuzuncu Konu
FITIR SADAKASI (2)

A) FITIR SADAKASININ ÖNEMİ
B) FITIR SADAKASIYLA MÜKELLEFİYET 

     Yukarıdaki mavi renkli başlıkları tıklayıp Fıtır Sadakası ile ilgili ilk sayfamızı okuyabilirsiniz...

     C) ÖDEME VAKTİ
     Yukarıda belirtildiği üzere, fıtır sadakası ile yükümlü olma vakti (vücûb vakti) Hanefîler'e göre ramazan bayramının 1. günü tan yerinin ağarması, çoğunluğa göre ise ramazanın son günü güneşin batması anıdır. Fıtır sadakasını yerine getirmenin geçerliliği (sıhhati) için hangi zaman dilimi içinde ödenmiş olması gerektiği hususunda da farklı ictihadlar vardır.
     Önce belirtilmelidir ki, dört mezhepte de fıtır sadakasının ramazan bayramından bir veya iki gün öncesi ile bayram namazı vakti arasında kalan süre içinde geçerli olarak "edâ" edilebileceği görüşleri hâkimdir. Bu süreden öncesi ve sonrası hakkındaki görüşler özetle şöyledir:
     Hanefî mezhebinde fetvaya esas olan görüşe göre fıtır sadakası, ramazan ayının girmesinden itibaren ödenebilir. Ramazan ayı girmeden bile verilebileceği görüşünde olanlar vardır. Bayram gününden sonraya bırakılması halinde de fitre yükümlülüğü devam eder ve ilk fırsatta ödenmesi gerekir.
     Şâfiî mezhebine göre, fitre ramazan ayının başlangıcından itibaren ödenebilir, daha önce ödenmez. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise ancak ramazan bayramından bir veya iki gün önce verilebilir, daha önce verilemez. Diğer taraftan bu üç mezhebe göre, fitrenin bayramın 1. günü güneşin batışına kadar eda edilmesi geçerlidir. Özürsüz olarak bu vakitten sonraya bırakılması haramdır ve geciktirmekten ötürü fitreyi yerine getirmekle yükümlü olan kişi günahkâr olur. Fakat fitre borcu zimmetten düşmediği için, daha sonraki günlerde kazâ yoluyla yerine getirilmesi gerekir.
     Özet olarak, bütün mezheplere göre, fitrenin Hz. Peygamber'in uygulamasına binaen bayram namazına gitmeden önce verilmesi müstehaptır. Bununla birlikte bilginler, yine Hz. Peygamber'in hadislerinde ifade edilen yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesi amacına uygun olarak fitrenin bayramdan bir-iki gün önce ödenmesini teşvik etmişlerdir. Fitrenin bayramın birinci gününden sonraya bırakılması ise câiz değildir; ancak zamanında ödenmemiş olmasından dolayı fitre yükümlülüğü sona ermez.

     D) FITIR SADAKASININ ÖDENMESİ
     a) Miktarı
     Fıtır sadakası ile ilgili hadislerde Hz. Peygamber zamanında bu malî mükellefiyetin hurma, arpa, kuru üzüm gibi o dönemin yaygın gıda maddelerinden 1 sâ` (ölçek) olarak ödendiği belirtilmekle beraber, yine bu devirde buğdaydan da 1/2 sâ` olmak üzere fitre verildiğini gösteren hadisler vardır.
     Abdullah b. Sa`lebe'den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber'in buğdaydan 1/2 sâ` fıtır sadakası vermeyi emrettiği ifade olunmuştur (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).
     Ayrıca Abdullah b. Abbas, Basra Camii minberinde ramazanın son günü okuduğu bir hutbede Basralılar'a Hz. Peygamber'in fıtır sadakası uygulamasını öğretirken, Rasûlullah'ın hurmadan 1 sâ`, buğdaydan 1/2 sâ` takdir etmiş olduğunu bildirmiştir (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).
     Buğdaydan verilecek fitre miktarının, fitre verilecek maddelere ve miktarlarına ilişkin hadislerde belirtilmesinin yanı sıra, bu miktarın Muâviye zamanında tesbit edilmiş olduğunu bildiren rivayetler de vardır. Bu hususta Ebû Saîd el-Hudrî'den gelen bir rivayet şöyledir:
     "Biz fıtır sadakasını Hz. Peygamber zamanında taamdan 1 sâ`, hurmadan 1 sâ`, arpadan 1 sâ` ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verirdik. Muâviye zamanına kadar bu böyle devam etti. Muâviye halifeliği zamanında hacca geldi, minbere çıkarak bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: `Ben iki müd (1/2 sâ`) Şam buğdayının, 1 sâ` hurmaya eşit olduğunu görüyorum'. Bundan sonra insanlar onun görüşünü kabul ederek, buğdaydan fıtır sadakasını 1/2 sâ` olarak vermeye başladılar" (bk. Buhârî, "Zekât", 76).
     Bu hadis ve haberleri değerlendiren fakihler fıtır sadakasının cins ve miktarlarını aşağıdaki şekilde tesbit etmişlerdir:
     Hanefîler'e göre fıtır sadakası buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm olmak üzere dört nevi gıda maddesinden verilir. Bunlar içinde buğdaydan (buna buğday unu ve kavut da dahildir) 1/2 sâ`, diğerlerinden 1 sâ` fitre verilir.
     Şâfiîler'e göre fitre her çeşit hububattan, hurma ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verilir. Ancak fitre ülkede veya mükellefin bulunduğu bölgede en çok tüketilen gıda maddelerinden biri olarak ödenmelidir.
     Mâlikîler'e göre fitre buğday, arpa, darı, hurma, kuru üzüm, keş gibi gıda maddelerinden olmak şartıyla, bunların ülkede en çok tüketileninden 1 sâ` olarak verilir.
     Hanbelîler'e göre ise fitre, naslarda zikredilen buğday, arpa, hurma, kuru üzüm ve keşten 1 sâ` olarak verilir. Bu maddeler bulunmaz ise diğer hububat ve meyve türlerinden verilebilir.
     Görüldüğü gibi fitre fakihlerin çoğunluğuna göre, buğday dahil yukarıda sayılan bütün gıda maddelerinden 1 sâ` olarak verilmektedir. Hanefîler'e göre diğerlerinde aynı olsa da buğdaydan 1/2 sâ` verilmektedir.
     Sâ`, bir hacim ölçüsü birimi olup 2.75 litredir.
     Klasik fıkıh kaynaklarındaki bilgi ve ölçüler böyledir. Ancak, Hz. Peygamber dönemindeki uygulamalar dikkatlice izlendiğinde ve fıtır sadakasının mahiyeti ve gayesi de göz önünde bulundurulduğunda, günümüzde fitrenin bu gıda maddelerinden biriyle ve bu ölçülere göre ödenmesinin yeterli, hatta doğru olmayacağı söylenebilir. Çünkü rivayetler, o dönemde bu gıda maddelerinin toplumun temel tüketim maddeleri olduğunu ve miktarlar arasında da denkliğin bulunduğunu göstermektedir. Öte yandan fitre ile, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması ve onun da müslüman toplumun üyesi olmanın hazzına ve bayram sevincine iştirak ettirilmesi hedeflenmiş olmalıdır. Bu ve benzeri mülâhazalardan hareketle günümüz İslâm bilginleri, fıtır sadakasının tesbiti konusunda iki ölçüden birinin esas alınması gerektiği görüşündedir:

1. Hadislerde geçen gıda maddelerinin 1'er sâ`ının para cinsinden ortalamasının alınması. Bu uygulama ile, ramazan ayında kuru üzüm, hurma, buğday ve arpa gibi maddelerin çeşitli kalitelerine göre belirlenmiş birbirinden çok farklı birçok rakamın ortaya çıkması ve müslümanların bu durum karşısında tereddüde düşmesi önlenmiş olacaktır.

2. Fitre miktarı olarak, bir şahsın bir günlük normal yiyeceğini sağlayacak miktarın ölçü alınması. Bu miktarın hadislerde zikredilen gıda maddelerinden en ucuzunun bedelinden daha düşük olmaması da gerekir. Bu usul benimsendiğinde fitre verilecek fakirin hayat şartlarına göre bir günlük gıda ihtiyacı değil fitre veren kimsenin kendi günlük gıda tüketim ortalamasının ölçü alınması, fitrenin mâna ve gayesine daha uygundur. Kur'an'da yemin kefâretiyle ilgili olarak "Ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek" (el-Mâide 5/89) ifadesi böyle bir ölçünün alınmasını haklı ve gerekli kılmaktadır. İmam Şâfiî'nin ictihadı da, herkesin ortalama olarak tükettiği yiyecek maddelerinden fitre vermesi gerektiği şeklindedir (Şâfiî, el-Ümm, II, 59).

     b) Ödeme Şekli

     Fitre bir ibadet olduğundan, bu vecîbenin geçerli olarak yerine getirilmiş olması için niyet şarttır. Fitre ayrılırken niyet edilebileceği gibi, onu verirken de niyet edilebilir. Niyet, bu ödemeyi Allah rızâsı için fitre olarak yaptığını gönülden geçirmek veya dil ile söylemekten ibarettir. Bunu fakire verirken "bu fitredir" demeye gerek yoktur.
     Fakihlerin çoğunluğuna göre fitre kıymet (para) olarak ödenemez. Hangi gıda maddesinden ödenecekse, -ki bu, o bölgenin en çok tüketilen maddesi olacaktır- o maddeden verilmelidir. Hanefîler'e göre fitre para olarak da verilebilir. Hatta bu usul, fakire acil ihtiyacını giderme imkânı vereceğinden daha uygun bulunmuştur.
     Tekrar ifade edelim ki, hadislerde fitre ölçüsü olarak tesbit edilen ve ileri dönemlerde de ölçü alınmaya devam edilen bu miktarlar asgari sınırlardır. Bu gıda maddeleri ve miktarlar, İslâm'ın ilk tebliğ edildiği çevrenin maddî şartları ve beslenme imkânlarına göre belirlenmiştir. Bu konudaki Hz. Peygamber'in emir ve tavsiyeleri, fakirlerin böyle günde el avuç açmaktan kurtarılması, onların da doyurulup bayram sevincine iştirak ettirilmesi yönündedir. Fitre ödenirken bu gaye ve ölçülerin göz önünde bulundurulması, bu dinî mükellefiyetin hikmetlerine daha uygun düşmektedir. O halde kişi ekonomik durumuna ve içinde yaşadığı ortama göre fakirin en az bir günlük yiyecek-içecek ihtiyacını karşılayacak bir parayı fitre olarak tesbit edip vermelidir. Şöyle ki, ailenin bir aylık mutfak masrafı otuz güne, sonra aile fertlerinin sayısına bölünür. Çıkan rakam kişinin kendi ekonomik seviyesine göre ortalama bir günlük gıda masrafını gösterir.
     Fitre ödemesinin "temlik" sûretinde yapılması gerekir. Meselâ fitre mükellefinin, bir fakirden alacağına mahsup ederek ona fitre ödemesi geçerli olmaz.

     c) Fitre Verilebilecek Kimseler
     Fıtır sadakasının sarf yerleri ile zekâtın sarf yerlerinin aynı olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler. Buna göre, zekât verilemeyen kimselere fitre de verilemez. Şu kadar var ki, gayri müslimlere zekât verilemeyeceği noktasında bilginler ittifak etmiş olmakla birlikte, Ebû Hanîfe'ye göre İslâm ülkesi vatandaşı olan Ehl-i kitaba (zimmî) fitre verilebilir. Ebû Yûsuf'a ve fakihlerin çoğunluğuna göre ise zimmîye fitre verilemez. Hanefî mezhebinde Ebû Yûsuf'un görüşü fetvada esas alınmıştır.
     Kendilerine fitre verilemeyecek kişiler şunlardır: Dinen zengin sayılanlar, fitre yükümlüsünün zevcesi, usulü (ana-babası, dede ve nineleri), fürûu (çocukları ve torunları), bakmakla yükümlü olduğu yakınları. Zenginlik hakkında değişik ölçüler belirtilmiştir; Hanefîler'e göre, artıcı nitelikte olsun olmasın nisab miktarı malı olan kişiye fitre verilemez.
     Fitre verilirken, mükellefin bulunduğu yerdeki fakirlere, uzakta otursalar da fakir akrabalara, iyi ahlâk sahibi ve geliri giderini karşılayamayanlara öncelik verilmelidir.
     Bir kimse fitresini bir fakire verebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtabilir. Ayrıca birçok kişi de fitrelerini bir fakire verebilirler.

Bu Siteyi Kaç Kişi Ziyaret Etti?

Gönül Erleri Blogu'na Üye Olabilirsiniz...