20 Temmuz 2014 Pazar

Yazar Sibel Eraslan'ın Birkaç Kitabı

Saklı Kitap
SAKLI KİTAP
   "Niçin böylesin sen?"
   "Çünkü insanım..."
   "Bu direnci nereden alıyorsun?"
   "İçimdeki saklı kitaptan ve ruhumun gezindiği yerlerden..."

   Fişler, kayıtlar, tutulmuş notlar, yuvarlak içine alınmış "T" harfiyle damgalanmış, kabarık dosyalara istif edilmiş hayatlar... Oysa hepsinin bir ismi vardı bugüne kadar. Hayır, bu odada hiçbirinin ismi yok; hepsi "T"den ibaret...

   Srry, Shrysf, Mhdvrn, Mcd, Glstn, Dry, Blks… "Kesik Saçlı Kızlar Çetesi..." Ashab-ı Kehf'i bugüne bağlayan bir ipti onların hikâyesi.
   Bir de Kıtmir'leri vardı.
   Kıtmir nasıl sadıksa mağara arkadaşlarına o da öyle sadakatle sakladı hepsinin ismini. Çünkü hayatı sıcak bir mayıs öğleden sonrası okudukları Kehf Suresi'yle değişmişti.
   Kıtmir'di artık o. Onları bir daha hiç bırakamayacağını ta içinde hissetmişti.

   Sibel Eraslan, 28 Şubat'la savrulan, yerinden koparılan, sürekli kendilerini izleyen bir gözle, "Tepegöz"le yaşatılan bir neslin romanını yazdı. Onlar direnci, direnişi, masumiyeti, nezaketi, safiyeti taşıyan birer ırmaktı.
   Çünkü onlar içlerindeki "saklı kitabı" her şeye rağmen koruyanlardı...

Canfeda: Hz. Fatıma
CANFEDA, Hz. FATIMA

   BABASININ ANNESİ: HZ. FATIMA
   O Hz. Fatıma ki Allah Resulü'nün can parçası, dünya üstünde ona en çok benzeyen kişidir.

   İlmin kapısı Hz. Ali'nin eşi, cennetin genç efendileri Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in annesi, iyilikler denizinin incisidir.
   Üç günlük açlıktan sonra bile elindeki tek lokmadan feragat eden, Hz. Muhammed(sav) tarafından daima ayakta karşılanandır.
   Ehl-i Beyt bir nur kandili, o ise bu nuru çevreleyen kristal fanus, Fahri Kainat'ın(sav) gözlerinin nurudur. 
   O Fatımadır. Ateşten kesik, ateşe uzak demektir. Allah'ın onu ve sevenlerini cehennem ateşinden uzak tutma muradıdır.
   Son Peygamberinin soyunu devam ettiren Kevser, aynı zamanda Resulullah'a(sav) duyduğu şefkatle onun etrafında pervane gibi dönen, 'Babasının Annesi'dir.
   Belhli tüccar Cüneyd el Kındi, Kuşadalı Üveysi Haşim, Necefli Hacı Hüsrev, Botanlı Ramazan, Tıkritli bilge ebe Destigül Nine ve torunu Abbas… Dünyanın dört bir tarafından yollara düşen bu kişileri buluşturan tek şey Ehlibeyt aşkıdır. Kerbela, Medine ve Mekke güzergâhında uğradıkları her durak, geçtikleri her menzilde zamanın koridorları açılır ve Hz. Fatıma'nın hayatından kesitlerle karşılaşırlar.
   Kevser'in kıyısında gezinen bir roman mı bu, yoksa bir şark hikâyesi mi? Şaşıracaksınız.

Nil'in Melikesi
NİL'İN MELİKESİ / Hazreti Asiye

   Seni suların içinden çekip çıkardı kalbim, 

   Musa koydum ismini, 

   Bir göz aydınlığısın benim için, 

   Nil, bir kandil gibi astı seni içime. 

   Musa koydum ismini, 

   Seni sulardan çıkardım…” 

   Güzellik, bereket, iyilik ve cömertlik onda toplanmıştı. Asiye alçak gönüllüydü, cesurdu. Kavgaları yatıştırıp anlaşmazlıkları çözen, başkalarının selameti için kendini feda eden, haksızlığa isyan edendi o. Bir sütun gibi, çatıyı kurup taşıyandı. Yürüyen bir nehir gibiydi Asiye. Sudan gelen ve suyun içinden yükselen hikmete kucak açan. 

   Çöl/Deniz ve Siret-i Meryem kitaplarında, insanlık tarihinin emsalsiz kadınlarının hayatlarını kaleme alan Sibel Eraslan, bu defa Hz. Musa’ya annelik eden Nil’in Melikesi Hz. Asiye’yi konuk ediyor satırlarına.

Kadın SultanlarKADIN SULTANLAR
   Onlar, bir rüyadan devlet çıkaran milletin, bir devleti rüya ile ayakta tutmaya çalışan anneleriydiler... 

   Asırlarca yedi iklime, adaleti, barışı, insana saygıyı ve onuru, refahı ve dayanışmayı götüren, Osmanlı'yı bir medeniyet mührü kılan ruh, onların tezgâhında dokundu. 

   Çoğu kez tarihin solgun, eskimiş ve öne çıkarılmayan sayfalarında kaldılar, öne çıkanların ise kadınlık, eş ve annelik hisleri ya yadsındı ya da başka türlü yorumlandı... 

   Güzelliklerinin ötesinde, pek çok meziyetlere sahip, cihana hükmeden devletli padişahlara eş olan, anne olan Sultanlar, Hasekiler kendi hikâyelerini anlatmak için geliyorlar Sibel Eraslan'ın yazı masasına bu defa. Osmanlı Devleti'nin kuruluş, yükseliş, duraklama ve çöküş dönemlerinden seçilmiş padişah eşlerinin, kızlarının gerçek hikâyeleri, yaşadıkları dönemlerin kayda değer olayları çerçevesinde dile geliyor.


Şile Bir Denizkızı

ŞİLE / Bir Deniz Kızı
   Bir kentin tarihini, coğrafyasını, toplumsal hayatını, geçirdiği değişimleri, insan tiplerini, atmosferini, doğal güzelliklerini, unutulan değerlerini, yeme içme kültürünü, gecesini gündüzünü, yazını kışını, folklorunu, eğlence hayatını, daha bin türlü özelliğini, herkes kendince görür. Tarihçi başka, coğrafyacı başka, turizmci başka, asker başka, öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister. Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar... Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister...

   Bu düşünceden yola çıkarak, İstanbul'un kırk semti, kırk farklı edebiyatçı-yazar tarafından kaleme alındı. Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır.


Siret-i Meryem
SİRET-İ MERYEM
Cennet Kadınlarının Sultanı
   Meryem'in açık alnı kandildir. Meryem'in açık alnı ufuktur. Her seher güneş oradan yükselir ve her gecenin içine güneş o çizgiden batarak yürür. Meryem'in açık alnı haritadır. O, yol gösterir, işaret eder, el sallar, uğurlar, dua eder hepimize. Kadim günlerden bilinmez yarınlara ilerleyen zaman gemisinin, yolunu rotasını çizdiği ışıklı fener, onun alnında yanar...
   Meryem, deniz feneridir... Meryem'in açık alnı kapısızdır. Secdeler o pak alnı öpmek için birbiriyle yarışır. Meryem, annedir. Allah'ın Kelimesi'ne annelik etmek üzere seçilendir. Meryem'in, oğlunu tutan elleri toprağın üzerinde durur.
   Meryem kuldur! Rabbine yakın olandır.
   O, Meryem'dir.
   Cennet Kadınlarının sultanı Hz.Meryem'i anlatmak zorlu bir macera. Kadim masallar, hikmetli anlatılar, Eski ve Yeni Ahid'ler, Mezmurlar, Furkan-ı Şerif Kur'an-ı Kerim, Davud Peygamber'den kalma ilahiler, İdris Peygamber'in kayıp Suhufu, rüya defterleri, burçlar, yıldız haritaları, sabırlı deve hörgüçlerinden çıkan iniltiler, buruşuk yüzlü zeytin tanelerinin anlattığı kıssalar, ikonalar, madalyonlar, ebrular, hat levhalar...
   Sibel Eraslan hepsinin masasına tek tek oturdu, hiç sözlerini kesmeden her birini dinledi ve aralarından çekip getirdi Meryem Annemizi bugünün okuruna...
Çöl Deniz - HZ Hatice
ÇÖL ~ DENİZ
   Peygamber Efendimizin eşi Hz. Hatice hakkında yazılmış çok özel bir çalışma! Hz. Muhammed’i (s.a.s.) peygamberliğinden evvel tanıyıp seven ve O’na ilk iman eden, mü’minlerin annesi Hz. Hatice’nin hayatına farklı bir bakış…
   Sadakatin, sevginin, güvenin zirvesi bir kadın…
   Ölümüne dek vefayla bağlı olduğu ve kendisine vefayla bağlı olan Son Peygamber’in eşi…
   Tüm Müslüman kadınlar için bir örnek olan bu emsalsiz kadının hayatını, Sibel Eraslan, uzun bir araştırma döneminin ardından, şimdiye dek bilinen ve bilinmeyen tüm yönleriyle yazdı.
   Hz. Hatice’nin hayatına farklı bir pencereden bakmak isteyenlerin üslubu ve anlatımıyla kuşatacak bir kitap!


Hz. AişeHz. AİŞE
   Ben Aişe...
   Gözleriyim geceyle gündüzün... 
   Onlar ki birbiri ardından gelerek dizildiler sirete... 

   Ben Aişe... 
   Şahidiyim vahyin... 
   Ta-Ha ve Yasin'in... 

   Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gördü. Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu... O benim yurdumdu, ben onun toprağındanım... Ben onun vuslatıyım, o benim sılam...

   Hazreti Aişe... Hz. Ebubekir'in, seçkin bir soyun ince terbiyesiyle yetişmiş kızı. Peygamberimizin (asm) "Seni kördüğüm gibi seviyorum" dediği kadın... Sahih kaynakların ışığında Hazreti Aişe'nin hayatı, çocukluğu, Resulullah(asm) ile evliliği, Hazreti Peygamberin vefatından sonra yaşadıkları, Sibel Eraslan'ın aşk dolu kaleminden süzülüyor.



Hz.Fatıma Can Parçası
Hz. Fâtıma / Can Parçası
   Fâtıma'ya kaçtım; çünkü onda, Tevhid'i ve Allah'a rızayı bulduğum için...

   Fâtıma'ya kaçtım; çünkü onda aşk bilincini seyrettiğim için...

   Fâtıma'ya kaçtım; çünkü o, karşılık beklemeden sevdi, cesurdu...

   Fâtıma'ya kaçtım; çünkü o, çöle hayat veren bir nehirdi...


   Hayırlı bir evlat, sabırlı bir yol arkadaşı, sadık bir sevgili, merhametli bir anne olmanın yanısıra, ahdinden vazgeçmeyen, cihadından usanmayan, aşkından pes etmeyen ve çölünden dönmeyerek Firdevs'ine ulaşan kâmil bir insan olarak, her birimize örnek bir deneyim, tecrübeler anıtıdır Hz. Fâtıma...
   Fâtıma, yolculuk bilincidir.
   Rahmet Peygamberi'nin yirmisekiz yıllık en yakın ve kesintisiz tanığı olarak "Benden bir parçadır..." dediği Fâtıma'sını, uzun suskunluklardan sonra, yeniden okumak...

   Seyyide'tun Nisa : Kadınların Efendisi...
   Binti Resulullah : Resulullah'ın Kızı...
   Binti Ebiha : Babasının Kızı...
   Ümmü Ebiha : Babasının Annesi...
   "Can Parçası": Hz. Fâtıma!
Yorum Gönder

Bu Siteyi Kaç Kişi Ziyaret Etti?

Gönül Erleri Blogu'na Üye Olabilirsiniz...